Genel

2016 YILI DEĞERLENDİRME

2016 YILI DEĞERLENDİRMESİ

Geçtiğimiz 2016 yılı milletimiz için zor bir yıl olarak tarihimizdeki yerini aldı. Terör eylemleri ile canımızın yandığı, şehitlerimizle ve gazilerimizle yüreğimizin kavrulduğu acılarla dolu bir yıl oldu. Aynı zamanda terörün asıl amacı olan güvensizlik, korku, panik halini toplumun tüm katmanlarına yayma çabasının zirve yaptığı bir yıl olarak hafızalarımızda yerini aldı.

 

 

Terör olayları son iki yıl içinde ve özellikle geçtiğimiz yılda, sınırlarımız dışındaki yaşanan olaylarda göz önünde bulundurulduğunda şekil değiştirdiği gözlendi. Örgüt önceleri özellikle kırsalda ufak çaplı eylemlerle varlığını hissetmeye çalışırken, birden kitlesel eylemlere yöneldi. Sınırlarımız dışında Suriye ve Irak’ta yaşanan iç savaş terör örgütlerinin adeta eğitim alanına dönüştü. Örgütlerin bu durumdan kendileri lehine istifade etmemeleri mümkün değildi. Bir takım yeni eylem tekniklerini öğrendikleri gibi doğal olarak kendi görüşleri çerçevesinde yeni eylem stratejilerini belirlediler. Terör örgütleri kendilerine düşman olarak gördükleri Türk Devletine karşı birleşti. Bölücü örgütler, Marksist örgütler ve dini motifli örgütler eylemlerinde hedefe hep Türk Devletini koyma gayretine yöneldiler. Ortak eylem kararları alarak topyekün saldırıya geçtiler.

Özellikle bölücü örgüt, kır gerillası taktiğinden, şehir gerillası taktiğine yoğun bir geçiş yaptı. Kuzey Irak’ta Kobani’de sokak savaşlarını öğrenen örgüt, dışarıdan aldığı lojistik destekle de ülkemizin güneydoğusunda yer alan kentlerde ‘hendek’ hareketi ile sokak eylemlerine ağırlık verdiler. Büyük miktarda patlayıcılarla ağır eylemlere giriştiler. Askere ve polise karşı eylem koyarken, bu eylemlerde yüzlerce sivil vatandaşta hayatını kaybetti. Öte yandan İşid gibi örgütlerde boş durmadı, sınırlarımız içindeki yerleşim birimlerine havanlı ve füzeli saldırılar ile onlarca masum cana kıydılar, sınır ihlallerde bulunup askerimize saldırdılar. İntihar eylemcileri ile toplumsal huzurumuza ve barışımıza zarar verme gayretine giriştiler. Düğün alanında saldırarak mutluluk paylaşan insanlara acılar yaşattılar. Çocuk, yaşlı, kadın demeden insanlarımızı katlettiler.

Geçtiğimiz yılı güvenlik penceresinden analiz ettiğimizde Türkiye Cumhuriyetine karşı toplu kalkışmaların yaşandığı yıl olarak görebiliriz. Bölücü örgüt ve yandaşları hendek siyaseti ile kalkışma denemesi yaptı, başarılı olamadı. Can havli ile intihar saldırılarına yöneldiler, her yerde intihar saldırısı yaptılar. Örgüt, kendilerine dışarıdan öğretilen bu tarz eylemlerle sonuç alma yolu seçti. Bu arada Karadeniz’e açılma gayretleri de sonuç vermedi. Yiğit vatan evlatları onları oralardan söktü attı. Bu da vatana bağlığının ve kararlığının vatan sevgisinin bir örneği olarak yerini aldı. Siyasi parti liderlerine karşı eylem koymak sureti ile kitleleri kaos ortamında birbirine düşürme gayretleri de boşa çıktı.

Öte yandan FETÖ/PDY dış talimatla devleti ele geçirme niyeti ile bir hareket yapmış ve asker üniformasına bürünmüş gafillerde masum halkın üzerine uçaklardan bomba atmak sureti ile niyetlerini ortaya koymuşlardır. Türk milleti eşi benzeri olmayan bu durumu da atlatmıştır. Bu olayda Türkiye Cumhuriyetine karşı bir kalkışma hareketi kara bir gün olarak hafızlarımıza kazındı. Burada örgüt isimlerinin hiçbir önemi yok, hepsinin ortak amacı devletin bölünmez bütünlüğüne zarar vermek.

Bizler kendi güvenlik penceresinden meseleye bakarak yapılması gerekenler hususunda görüşlerimizi ortaya koymaya çalışacağız.

Terör sadece bizim ülkemizin sorunu değildir. Bu sorun artık dünyanın sorunudur. Bundan sadece biz etkilenmiyoruz, tüm dünya bundan nasibini alıyor, ama az ama çok. Ancak burada olan hep masum insanlara oluyor. İdeolojilerin tepesinde bulunan oyun kurucular kendi inandıkları uğruna herkesi ve her şeyi alet ederek perişan ediyorlar. İnsanları öldürüyor yerinden yurdundan ediyor, kentleri bombalıyor, yakıyor yıkıyor ve yeni yeni haritalar yapmaya çalışıyorlar.

Tüm bu olumsuzluklardan rahatsız olan insanların ortak kaygısı, geleceklerinin ne olacağı, bu şiddet olaylarının ne zaman biteceği kaygısıdır. Ülkemiz insanı yıllardır süren terör olaylarından artık bıkmıştır ve kesin çözüm olacak fikirler üzerinde tartışmaktadır. Ver kurtul’cu,diyalog’cu,müzakere’ci,analar ağlamasın’cı politikaların bittiği ortamlarda insanların beklentileri farklıdır. İnsanlarımız bu terör belasından tamamı ile kurtulmak çocuklarını ve torunlarını huzurlu vatan toprağında büyütmek, şehit haberlerinin gelmediği günleri istiyorlar.

Bunun için öncellikle siyasi erk sahipleri kendilerini ve egolarını değil milleti düşünerek hareket etmeli. Eğer bir bedel ödenmesi gerekiyorsa ve bunu ödeyeceklerse de bu bedel egoları olmalıdır. İktidar, muhalefet, bürokrat, teknokrat, alevi, sünni, hâkim, savcı, işçi, işveren, köylü, kentli, esnaf, öğrenci, asker, polis, özel güvenlik, korucu kısaca Türk Milletini oluşturan tüm bu katmanlar TERÖRE ORTAK TAVIR almalıdır. Herkesin ortak hedefi ilk etapta terörü yok etmek olmalıdır. Yani Türk Milletinin, devletinin ali menfaatlerini ön planda tutmak olmalıdır. Herkesin ama-sız hedefi bu olmalıdır.

Ülkemizin şu anda bulunduğu noktada, erk sahipleri acil olarak güvenlik politikalarını gelişen şartlar içinde yeniden gözden geçirerek etkin güvenlik politikalarını geliştirmeleri gerekmektedir. Mevcut yapı ile terörle mücadelede eksik kalmaktayız. Millî Mutabakatın oluşmasının ardından, oluşan yeni tehditlere karşı Milli Güvenlik Konseptliğimizin belirlenmesi gerekmektedir. Ülkemizin dış tehdit altında olduğu açık bir gerçektir. Burada Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan herkese büyük görevler düşmektedir. Herkes bu tehditlere karşı koyma bilinci içinde hareket etmelidir. Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi terör konusunda kimseden ders alacak konumda değiliz, biz zaten dersin içindeyiz. Kimseye de hesap verecek değiliz.

Oluşturulacak olan Milli Güvenlik Konseptliğinde görev alan kolluk teşkilatları tam bir işbirliği ve uyum içinde hareket ederek ulusal güvenliğimizi tehdit eden unsurlara karşı ortak hareket etmeliler. Burada her şeyden azami oranda istifade edilmesi gerekmektedir. Askerden, polisten, özel güvenlikten, ceza infaz memurundan kısacası her kanun koruyucudan istifade edilmeli. Görev alanı farklılığı olmakla birlikte terörle mücadele topyekûn yürütülmesi gereken bir olgudur.

Son günlerde yaşanan terör eylemleri de göstermiştir ki, artık kentlerde özellikle toplu yaşam alanlarında güvenlik riskleri bir kat daha artmıştır. Bu çerçevede, hemen her noktada olan özel güvenlik teşkilatlarının, korumakla yükümlü alanlarda etkin bir şekilde görev yapmaları hayati önem taşımaktadır. Artık özel güvenlik sektörüne istihdam odaklı, yasak savıcı veya ticari getirim kapısı olarak bakılmamalıdır. Özel Güvenlik Sektörü acilen yeniden yapılandırılmalı sorumlulukları, yetki ve görevleri arttırılmalıdır. Etkin ve daha aktif hale getirmenin yolu aranmalıdır. Tek merkezden emir komuta edilir hale getirilmelidir. Özel güvenliğin ülke güvenliğine mutlak surette katkısı olmuştur, olmaya da devam edecektir. En büyük endişelerimizden bir tanesi de toplumsal olayların tabana yayılması endişesidir. Gezi olayları gibi işçi ve öğrencilerin kışkırtılması, etnik ve dini farklılıkların kaşınması sonucunda oluşabilecek toplumsal olaylardır. Güvenlik riski yüksek ortamlar göz önünde bulundurulduğunda ilk ekip görevini üstlenecek olan özel güvenliktir. Dolayısı ile özel güvenlik kalabalık yerlerde toplumsal olaylara karşı duyarlı hale getirilerek etkin biçimde görev yapacak hale getirilmelidir. Özel güvenlik sektöründeki faaliyetlerin ne olduğunun anlaşılması amacı ile oluşturulmuş herhangi bir veri tabanı sistemi mevcut değildir. Örneğin, özel güvenlik birimlerinin müdahale ettiği olay sayısı, yakalama yaptığı şahıs sayısı gibi. Bu tür veriler ışığında özel güvenliğin genel güvenliğe katkısı net olarak ortaya konulduktan sonra, ihtiyaçlar tespit edilerek doğru güvenlik politikalarının oluşturulması sağlanmalıdır. Yasa ile düzenlenmesinde gecikme oluşacak hallerde ve gerekli koşullarda oluştuğunda mülki idari amirinin ek önlemler aldırma yetkisi çerçevesinde yetkiler arttırılabilir. Özellikle halkın yoğun olarak giriş çıkış yaptığı AVM ler gibi yerlerde aramanın sınırları genişletilebilir.

Son cümle olarak, mevcut şartlar göz önünde bulundurulduğunda geniş bir personel kitlesine sahip olan özel güveliğin bedel ödeyerek de olsa, daha etkin ve verimli hale getirilerek ülke güvenliğinde azami oranda istifade edilmesidir. Özel güvenliğin 2017 yılından beklentileri kendileri için değil ülkeleri içindir.

04 OCAK 2017

Cengiz KIVILCIM

Yönetim Kurulu Başkanı

Özel Güvenlik Teşkilatı Mensupları Derneği

Diğer yazıları okumak ister misiniz?